Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması : Eşin Eve Alınmaması ve “Kovma” Fiilinin Hukuki Sonuçları
Türk aile yapısında evlilik birliği, eşlerin birbirine karşı sadakat, yardım ve saygı yükümlülükleri üzerine inşa edilmiştir. Ancak bazı durumlarda, eşlerden birinin sergilediği tutumlar bu birliği katlanılmaz hale getirebilir. Kahramanmaraş 6. Aile Mahkemesi tarafından verilen güncel bir karar (2026/96 K.), bir eşin diğerini eve almaması ve evden kovması fiillerinin boşanma davasında nasıl “ağır kusur” olarak değerlendirildiğini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.
Olayın Somut Gelişimi ve Mahkeme Huzurundaki İddialar
Dava sürecine konu olan uyuşmazlıkta; 1988 yılından bu yana evli olan taraflar arasında uzun süredir devam eden şiddetli geçimsizlik kronik bir hal almıştır. Davacı tarafın iddialarına göre, işten eve dönen eşin içeri alınmaması ve “seni istemiyorum” denilerek kapı dışarı edilmesi, evlilik birliğinin manevi temelini tamamen çökertmiştir. Davacı taraf, maruz kaldığı bu dışlanma ve küçümsenme nedeniyle tarafların boşanmalarına ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Tanıklık Beyanları ve Kusur Tespiti
Yargılama aşamasında dinlenen tanık anlatımları, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında kilit rol oynamıştır:
- Eve Almama ve Kovma Fiili: Tanıklardan biri, davalının eşini evden kovduğunu, barıştırma çabalarına rağmen eve kabul etmediğini ve tarafların bu sebeple uzun süredir ayrı yaşadığını beyan etmiştir.
- Küçümseme ve İhmal: Bir diğer tanık beyanında, davalı eşin davacıyı “sen bir şey bilmezsin” diyerek sürekli küçümsediğini ve evlilik birliğinin gereklerini (yemek hazırlama vb.) yerine getirmekten kaçındığını ifade etmiştir.
- Barıştırma Çabalarının Sonuçsuz Kalması: Akrabaların ve üçüncü kişilerin araya girerek tarafları uzlaştırma girişimi, davalının katı tutumu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Mahkeme, tüm bu delilleri bir arada değerlendirerek; davalının eşini eve almayıp kovması hususunun sabit olduğuna ve bu olgunun boşanmaya sebebiyet veren temel kusur olduğuna hükmetmiştir.
Değerlendirme
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Somut olayda, bir eşin diğerini barınma hakkından mahrum bırakması ve toplumsal onurunu zedeleyecek şekilde evden uzaklaştırması, ortak hayatın devamını imkansız kılan en ağır ihlallerden biridir. Mahkeme, her ne kadar davacı taraf tazminat taleplerinden feragat etmiş olsa da, kusur tespiti yaparak boşanma kararını bu haklı gerekçelere dayandırmıştır. Erkek eş, davayı kazanacağı belli olduğu için eşi olan bayandan tazminat talep etmemiştir.
Mini Hukuk Sözlüğü
- SED Raporu: Sosyal ve Ekonomik Durum araştırması; tarafların gelir durumunu belirleyen kolluk raporudur.
- TMK 166/1: Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı genel boşanma maddesidir.
- Vekalet Ücreti: Davayı kazanan tarafın avukatına, haksız çıkan tarafça ödenen yasal ücrettir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Eşim beni eve almıyorsa ne yapmalıyım?
- Bu durum Türk Medeni Kanunu kapsamında ağır kusur teşkil eder. Vakit kaybetmeden durumun tespiti ve boşanma/ayrılık davası için hukuki süreci başlatmalısınız.
- Boşanma davasında tanık anlatımları ne kadar önemlidir?
- Aile mahkemelerinde “ev içinde yaşanan” olayların ispatında tanık beyanları en güçlü delil araçlarından biridir; ancak beyanların çelişki içermemesi gerekir.
- Maddi ve manevi tazminattan feragat edilirse ne olur?
- Davacı, yargılama sırasında bu haklarından vazgeçebilir. Bu durumda mahkeme boşanmaya karar verir ancak tazminat hükmü kurmaz.
Güncelleme Notu: Bu içerik, 13/02/2026 tarihli mahkeme hükmü ve mevcut yasal mevzuat ışığında hazırlanmıştır.
Boşanma süreçleri, velayet, nafaka ve tazminat uyuşmazlıklarınızda hak kaybına uğramamak için bizzat 0542 346 09 46 üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
